18 Haziran 2010 Cuma

Ah o oynak havalar

Çok güzel başlar gece,

Ooh ortam mis gibi, grup mis gibi, müzik mis gibi.

Ne yazın sıcağı basıyor, ne günün yorgunluğu, ne ter kokusu, ne de ortamın kalabalıklığı. Sanırım beni hipnotize ediyor bu adamların yaptığı müzik.

Gerçi, Azzenin sevmediği çok kişili bol enstrümanlı grup yok gibi. Bir kere, işin içine nefesli müzik aletleri girdiğinde, pek fena oluyorum. Başka yok ki vücudumda ısıttığım havayla ses tonu değişen? Şöyle düşünün; beden dilini okumaca yasak ise, sesinden anlarsın ya karşındakinin ruh halini, bu nefesliler de öyle işte. Çalanı anlarsın, aşık mı bezgin mi heyecanlı mı oynak mı. Ha çalanın ustalığı tabiki önemli burda. Şimdi ben alsam gırnatayı çalsam en fazla kulak acısından yaş getiririm gözünden. Ama ustasına verdin mi, hıçkırta hıçkırta ağlatabilir seni yeterince içten(:p) dinlemeyi biliyorsan. Yok ya, sen ağlamazsın bence, bence siz hepiniz, ben tekim, bitek ben ağlarım. Bu da öyle şarkının hüznünden, adamın ustalığından falan ağlamak değil, Azze dayanamıyor ya bol enstrümanlı müziği canlı dinlemeye. Farkmaz, cso'nun bahar konserinde de, haggardın ankara konserinde de, cümbüş cemaat'in bar programında da ağladım, ve daha sayısız niceleri.

--buraya bir ara not, hala sarhoşum okuyucu, yavaş ve kontrolsüz yazıyorum, daldan dala zıplamaları hoşgör--

Merak ediyorum benim gibi hisseden var mı? Şarkının sözünden, grubun tarzından, ve müziğin temposundan bağımsız olarak; kullanılan her enstrumanı izleyebileceğim uzaklıkta dinlediğim canlı performanslarda bazı şarkılar, ya da şarkı partları ağlatabiliyor beni. Öyle üzüntüden değil de, ne bileyim, oha ne güzel solo attı adam deyip de şakır şakır ağlıyorum, normal mi?
Yeterince manyak olsam, araştırırım bunu. Bence, bu ağlatan şarkılar/partlar/sololar, ayrı fiziksel özelliklere sahip. Dalga boyları mı frekansları mı artık orasını bir müyendisle konuşmam lazım, ama inanıyorum buna, vardır bunun bol terimli xli yli açıklaması, sonuçta bilmem kaç hertz altında ses dalgası verilerek yapılan beyin kontrol deneyleri olduğu biliniyor. Bu da böyle bişey olabilir, müzisyen kişisi farkında olmadan benim notamdan girmiş, beynim ne yapacağını şaşırmış ve ağla bari demiş olabilir.


Dün gece Helomelo ve Kalemunla kız gecesi yapalım dedik, e perşembe demek araf demek cümbüş demek.
Günüm de süper geçmişti, bütün bir öğleden sonrayı her beter habere rağmen hafif bir sırıtmayla, hatta arada bir ısısıs şeklindeki ufak kahkahalarla geçirdim. Ofisteki bebeler alışık değil benim gülümsememe, onlara da bi rehavet geldi ki, ooh nasıl şenlendi ortalık. Azze çok suratsızdır çalışırken, en ufak laubali harekete hemen ayarı verir, susturur. Oha lan, herkes idare ediyor beni... Çok çekilmez kadınım ha.
Neyse, böyle güzel bi günün akşamı da keyifli olsun diyerek, geçtik kızlarla aynanın karşısına, süslendik püslendik, fıstık gibi olduk, ver elini taksim.

(Moralim bozukken ne üzerime giyecek kıyafet bulabilirim, ne yüzüme sürecek boya. Durum biraz daha ağırlaşırsa, acıkmam. En son seviyede ise yataktan çıkmam, günlerce uyurum. Depresyon ilaçları bunları çözüyor mu? Başka neler yapıyor? Kullananlar bi aydınlatsa beni.)

Gerçi, yolda taksici biraz sinirimi bozmadı değil, kime ne benim kandil gecesini nasıl kutladığımdan!

Şimdi Azzenin gece eğlenmesi, aldığı alkol miktarıyla orantılı olarak çan eğrisi karakteristiği gösterir. İlk kadehi içtikten sonra, olduğu ufak ufak ritme uygun sallanmalar, mırıldanmalı eşlik. İkinci kadehin ortalarına doğru eller kollar hareketlenir, belden kıvrılmalar, ufak göbek atmalar falan. Üçüncü kadeh bittiğinde tam havasındadır Azze, dördüncüyü de keyiften içer. Bu aşamada olmaması gereken şey ise, Azzeyi ağlatacak notaları basmamak, napalım oldu artık'sa, elinden parasını kredi kartlarını almak, ulaşabileceği yerde dolu kadeh bırakmamak. 5'i gördü mü film kopuyor, 20 dakika sonra da sızış. Bu durumu da senede en fazla 2 kere yaşarım. Control freak olmak ayrı bişi.
 
İşte dün gece de, herşey çok güzelken, süper bir şarkı çalarken grup, bir anda saksafongillerden olduğunu tahmin ettiğim (gözlüğüm yoktu okuyucu, netleyemedim, sesinden de anlayamadım, affet) en sevdiğimiz pirinç nefesliler ailesinin bir üyesi çıkıverdi meydana. Ondan sonrasını çok net hatırlamıyorum işte. Lezbiyen olduğundan şüphelendiğim (ki bu konuda da garip bir durumum var, gayet hetero olan Azze, bi şekil çekiyor hatun kısmını) bir abla yakın şekilde dans etmeye kalktı benle. Kaçıyorum, dibimden ayrılmıyor, oturduğu yerden kesiyor, sırıtıyor, bişeyler söylüyor falan. Dur şu yanlış sinyalleri düzelteyim diye bir er kişisine yanaştım, anam o da dünden razıymış, allahtan helomeloyla kalemun vardı da yanımda, çektiler beni yamaçlarına.

Çok keyifli bir gün, çok keyifli bir gece, ama sonu çok b.ktandı :) sarhoş uyanmak güzel birşey :)

Şimdi bu yazıdan çıkaracağınız sonuçları özetleyim ben, size zahmet olmasın.
- ağzınızla için, azze gibi şaşırmayın
- hangi içkiye ne kadar toleransınız olduğunu bilin
- cümbüş cemaati sevin, dinleyin, yeni nefesli'ci katılmış, daha bi güzel olmuş.
- bişeler bişeler



Hadi güzel günler diliyoruuum, akşama kareokeye bekleriiiiim :)