9 Haziran 2010 Çarşamba

Kısadevre

Bazen, herşey çok güzel giderken, biyerlerde iki tel birbirine değer ve sinir patlaması / duygu boşalması yaşarsınız. Yani ben yaşarım. Sıklıkla yaşıyorum bu aralar.

Farklı bir etnik yapıda büyümenin getirdiği faydaların yanında, çok da arızası var. Bu aralar fark edip de düzeltmeye çabaladığım en büyük arıza ise önce karşındakini düşünmek.

Yıllarca önce babamı, annemi düşündüm. Nasıl olsa birgün ayrılacaklar bu dünyadan, o zaman onları neden üzeyim? Her dediklerine evet dedim, boyun eğdim. Ergen kaprisi bile yapmadım. O kadar aşılanmıştı bana bu duygu, herkesin her istediğini koşulsuz kabul etmek. Üzerime alacağım kıyafetin rengine bile karar veremiyordum. Aslında kırmızıdan nefret ederim, hep kırmızı giydim ama. Annem sevdiği için. Ve buna benzer birçok örnek.

Genç olmanın getirdiği arkadaşlarla dışarı çıkma, konsere gitme, sinemaya gitme isteklerimi sadece ilk defalarında dile getirdim. Sonra baktım ki bu dileklerim red edildiği gibi bir de onları üzüyor, bıraktım istemeyi.

O kadar oturdu ki bu kalıp üzerime, 22 yaşımda üniversitede okurken, 50 yaşın enerjisiyle derslere girip çıkıyordum.

Düşünüyorum, hala onlara hak bulmaya çalışıyorum, bu davranış yapısının sebebi neydi, bana ne faydası olacağını düşündüler?

Üstüne bok kuyusuyla tanıştım. İşi gereği dışardan umursamıyormuş gibi göründüğüm şeyin aslında içimde travma boyutunda olduğunu görmemi sağladı yaptığı analizlerle. İki yıla yakın sürdü bu analizler, karar verdim, son bir kez üzecektim ailemi, ve kalkıp istanbula gelecektim.

Hala düşündüğüm bir diğer konu da bu, ben istanbula ne için geldim? Kendim için mi? Onun için mi? Bizim için mi?

Bu soruyu cevaplamak istemiyorum şu an.
Bana egoist olmayı öğretmeyi amaçlayan adam, çok da profesyonelce, ailemin verdiğinin çok daha fazlası itaati aşıladı bana. Üzülmesin diye nefret ettiğim çok şey yaptım.

Yıllarca annem, babam, abim için. Tam kendimi bulacakken yine yıllarca bok kuyusu için. Tüm hayatım boyunca etrafımdaki herkes için.

Çok mu iyi niyetliyim yoksa evrendeki en salak insan mıyım, bu da düşünüp de çözmem gereken şeylerden biri.

Ahmet istiyor diye wow oynamak istemiyorum, fatma istiyor diye alışverişe gitmek istemiyorum, ayşe istiyor diye derdine ortak olmak istemiyorum, mehmet istiyor diye poz vermek istemiyorum, kedi istiyor diye okşamak istemiyorum.

Bencil olmak, başkalarından taleplerde bulunmak, bunları gerçekleştirmek için onları zorlamak istiyorum. Dertlendim gel beni dinle, sırtım ağrıdı şuraya masaj, kıyafet alıcam fikir ver...
Çok yoruldum birisi üzülecek/hoşlanmayacak diye istemediğim şeyleri yapıp sürekli koşuşturmaktan.

Ben burda böylece durmak istiyorum,
İlişin, ama çekiştirmeyin.
İlgisiz bırakmayın, ama sündürmeyin.
Terslediğimde küsün, ama özür dilediğimde uzatmayın.
Pışpışlayın ama abartmayın.
Onu yap, bunu yap, beni ara, yaz bana, niye gülmüyorsun, niye konuşmuyorsun, niye gelmiyorsun.....
Azze usandı, Azze yoruldu.

3 dakikada bir işemesi gerektiği halde burda böylece oturup yazmak, okumak, ötesini düşünmeden sadece canının istediğini yapmak, neden dengesiz olduğunu, bu duruma nasıl geldiğini, asıl kimliğini nasıl bulacağını düşünmek istiyor.

Tavsiye bu, çıkarma aklından: Azzenin tellerini birbirine değdirecek ortamı sağlamamaya özen göstermeli. Ben kendiliğimden de yeterince psikopatlaşabiliyorum.