Hatırlar mısınız, bir zamanlar şehirler arası otobüslerde sıklıkla karşılaşılan mükerrer (kim öğretti ayol bu kelimeyi bana) bilet satışı olaylarını?
Yerinize kurulduğunuz anda biri tepenizde bitiverirdi hani, elinde sizinkiyle aynı koltuk numarasına sahip bir biletle? Sonra gelsin kavga gürültü, şanssız olan (ki bu genelde ben oluyorum) otobüsün en kokulusun yanında seyahat etmek zorunda kalırdı.
Benzeri bir durumla karşılaştım geçen haftaki Ankara-İstanbul yolculuğumda. Sene 2011, bilişim çağı, tüm bilet satış noktaları ağ üzerinden birbirlerine bağlı. Geçtim bunların hepsini, bu işi yapan tekel sayılabilecek bir havayolu şirketi yahu?! Bundan daha şaşırtıcı olan şey ise evime döndüğüm için ziyadesiyle keyifli olmamdan ötürü kimsenin adli tıp raporu almasına gerek kalmamasıydı.
Tüm kontroller tamamlandıktan sonra bindim uçağa, elimde biletim, koltuğumu arıyorum. 29, 30, 31, 32, yaklaşıyoruz, 33, 34... 34! Bitti? Eee? Benim biletimde 35A yazıyor? Hemen arkamdaki beyefendiye sordum biletinin numarasını, otuzdörttü ve koridordaki son sıraya oturmuştu bile. Ama otuzbeş yok! Arkadaki mutfağa doğru yöneldim ve bir hostes buldum. Ya kuyrukta ya mutfakta seyahat edecektim orası kesindi, ettiğim tek dua beni uçaktan indirmemeleri yönündeydi.
Uçuş kartını gören hostesin de gözleri en az benimki kadar ayrıldı. Ortada büyük bir karışıklık vardı ve bu karışıklıktan tek etkilenenin ben olmadığımı arkamızı dönünce aynı oranda ayrılmış gözlerle bize bakan 17 kişiyle karşılaşınca anladık. Koskoca hava yolları, olmayan koltuklar için 18 bilet fazladan satmış :=)
Kısa bir süre sonra hepimiz için bir koltuk bulunmuştu. Oysa ki ben arkada, mutfak kısmında seyahat etmek istiyordum. Bir daha bu gözlem şansını nasıl yakalayabilirdim ki :) biz yerimizde kemerlerimizle bağlı otururken kendilerini göremediğimiz hosteslerin arkamızdan nanik yaptığına eminim.
Uçaktan inişim ise ayrı bir maceraydı. El çantamı oturduğum yerde bırakarak bavuluma ulaşma çabasına girdim, planım hızlıca bavulumu alıp yerime oturmaktı. Bavuluma ulaştım, el çantamı almak için arkamı döndüğümde 5 metrelik uzaklığa en fazla kaç insan sığabileceğini de görmüş oldum.
Mecbur, attım yine kendimi mutfağa, arka kapıdan çıkanları beraber uğurladık. Hatta abartıp birkaç tonton amcanın elini bile sıktım 'yine bekleriz' diyerekten. Sonra o kalabalıkta tanımadığım birine el çantamı getirmesi hususunda direktif verdim.
15 dakika daha orda kalsam bir sonraki uçuşta 'cabin crew slide arm and cross check' anonsu kesin benden gelirdi :)
Diyeceğim şudur ki, siz siz olun sallanır, gürültülü olur demeden uçağın kanat kısmından bilet alın. En garantili yer, birden yok olamaz :)
Seviyore sizi, kalın sağlıcakla!