Bu aralar daha önce hiç yaşamadığım duygular içindeyim.
Hiç bu kadar sevmemişim, hiç bu kadar acımamış canım en sevdiğim sandıklarımdan ayrıldığımda, bu kadar anlamsızlaşmamış yaşadığım çevre. Hiç öyle birinden ayrıldım diye evimi/mahallemi değiştirmek de istemedim ben. Bunlar işin türk filmi yapılacak kısımları, ben başka bir duygum yüzünden çok çaresiz hissediyorum kendimi.
Yalnızım bildiğin ya? Öyle sevgili yalnızlığı değil. Arkadaşım yok bildiğin. Sinemaya gitmek istesem yok öyle biri.
Bu konuda öğüt vermeyi haddim olarak görüyor ve ekliyorum: Sen sen ol, sakın sırf o mutlu olacak diye yaşadığın şehri değiştirme, çok pis çıkıyor acısı. Böyle bir fedakarlığı anlayacak ademoğlu olmadığına da eminim bu dünya üstünde.
Şu yaşıma kadar hiç ekstra bir çaba sarfetmedim sosyalleşmek için. Çeşit çeşit bir sürü arkadaşım vardı. Lise arkadaşlarım, dersane arkadaşlarım, üniversite arkadaşlarım... Hepsi Ankara'da tabi ki. Bıraktık geldik İstanbul'a, burda düştük bir değmezin peşine, kimsem kalmamış ne yazık.
Dön gel Ankara'ya diyor dinleyenler, de, bende arada bir görünse de gurur var, dedirtmem kendime 2 sene dayanabildi yıkıldı geldi diye. Kaldı ki, burdaki fırsatları ara bakayım mumla Ankara'da, bulabiliyor musun.
Neyse, geçen hafta aziz google'a şunu sordum: 'İstanbulda sosyalleşmek için ne yapılır'
Süper entry'ler döndü geldi bana, yok yalnızlar vapuru, aman aşk turu falan. Çok çaresizim sayın okuyucu, gerçekten bilmiyorum arkadaş edinmek için ne yapmam gerektiğini. Anneme mi söylesem acaba, küçükken hiç demedi hadi kardeşle kaynaşın diye ama, şimdi ihtiyacım var azcık.
Değişik bir yer buldum, biraz tuzlu geldi katılım ücretleri, bir de zamanında birbirlerini yiyen ataları olan insanlarla takılmalı mıyım emin olamadım. Ama eğlenebilirim de holulu diye tepinirken bilemedim :)
Sonra dedim ki, toefl/ielts kursuna falan gideyim, hem işime de yarar, aradan çıkarmış oluruz sertifikayı da. O da bir sürü para yahu.
Bir arkadaşım birkaç arkadaşının telefon numaralarını verdi, çok iyi insanlarmış tanışayımmış onlarla. Telefon açıp şöyle diyeceğim 'merhaba, ben etrek'in ankaradan arkadaşıyım, çok da yalnızım bu asitanede, benimlen arkadaş olur musunuz?' Denir mi yahu? Bu normal bişeyse söyleyin de bileyim, gerçekten yabancısıyım.
Çıkıyorum istiklale, oturuyorum caddeye nazır cafelerden birine. Hiç sevmediğim kahvemi yudumlarken izliyorum insanları. Orası da bir garip dünya, endless parade of various types. Akıyor sürekli et (öküz beni andı) nehri. Durmuyorlar, hızlı ve sinirliler, aksak ve gevezeler, sakar ve gözlüklüler, elleri ceplerinde apaçiler, kaynakçı gözlükleriyle helomotolar. Ou memo, gece variller ateş ateş, etrafta sis duman ve cankiler. Ou memo ve zavallı ben, o kalabalıkta değilim de kenardan izleyenim.
Aman bilmiyorum işte ne yapayım, varsa tavsiyeniz söyleyin. komüniti aranıyor. Rumuz: yalnız kardelen