26 Mayıs 2010 Çarşamba

Alarm! Alarm!

Dikkat dikkat!
Az önce aldığım bir kararla akşam iş çıkışı kendime bir zımpara makinası alıp, evdeki bütün ahşapların rengini değiştirmek üzere çalışmalarıma başlayacağımı duyuruyorum!

Şimdi bundan size ne? Sabırlı olursan söyleyeceğim sayın okuyucu.
Okuduysan bilirsin, zor bir dönem geçiriyorum. Değişik uğraşlarla beyin makinamın daha yavaş işlemesini sağlamaya çalışıyorum. Sen de farkında olmadan benim bulduğum yöntemleri öğreniyorsun. Bilinçaltına mesajlar gönderiyorum haberin yok.


Neyse, yapacağım şey şu. Evimde hiç de sevmediğim, eski, çirkin, ıııy kokmuş, kırık, pis 4 sandalyeli fuar masası var. Atıp yenisini alamıyorum çünkü param yok. Ben de düşündüm ki, adam edeyim tasarım faciası ahşap yığınını.

Öncelikli olarak şu solda gördüğün aletten alacağım. Kendisi süpersonik überotomatik zımpara makinası. Arkasından da bağlıyorsun elektrik süpürgesini, seni huzursuz eden bütün pürüzler toz olup karışıyor sonsuz dönüşlü hava girdabına.
Aaa, yılbaşında senin için hazırladığım yemeği bu masada yemiştik, şu kenara takılmıştı kazağın, bzzzzzzt, gitti. Bu masaya çarptığım için çok canım acımıştı da sen de sarmalamıştın beni, bzzzzzt, gitti. Şu sandalye değil miydi film izlerken rahat edesin diye ayaklarının altına çektiğim? Bzzzzzt, o da gitti.
Evet, evet. Yapacağım hepsini çok kararlıyım. Yanlış anlamayın, anıları silmeye çalışmıyorum, sadece o masa çok çirkin. Değiştirebiliyorken neden duruyorum ki?
Aslında, yanlış anlasanız da, yanlış anladığınız şeyler de gerçeğe dönebilse. Anıları falan zımparalayıp da un ufak edebilsek böyle. Alçak köfte, güzel günleri unutmak isteyecek kadar beni üzme hakkını kim verdi sana!
Sinirleniyorum ufaktan, konuyu dağıtmayayım.

Diyeceğim odur ki, bir sonraki postumla beraber ufaktan bir hobi bloguna kayış olabilir. Aha eski masa buydu, bakın nasıl da şeker topağı oldu gibisinden öncesi/sonrası fotoğraflarıyla desteklenebilir bile. Bilemiyorum, ruh halim değişken bu aralar. Aaay, yoksa yeni arkadaş çevremi hobici teyzelerden mi kursam?

Kendime not: Kızım Azze, depresyona giriyorsun haberin yok. Her ne kadar alışılan tepkilerin içinde zımpara makinası alıp da eski masaları yenilemeye çalışmak olmasa da, bunun sonu o yenilediğin masanın üstünde tek başına milyon parçalı puzzle yapmaya döner, demedi deme.