İki gün önce,
9. kattaki ofisimden çıkarken kullandığım asansör, içindeki 8 kişiyle beraber dört kat kadar serbest düşüş yaptı. Durmaya karar verdiğinde, çoktan hazırlamıştım kendimi ölmeye.
En fazla 2 saniyelik düşüş süresi boyunca, neler geçebilir aklınızdan? Film şeridi denen şey yalan bikere, ya da benim beynim öyle kurgulanmamış.
Akşam Kırro'yla (tanışmadınız daha, bi zaman anlatırım, belki) buluşacaktım, o geldi aklıma. Verdiğim sözü tutamamayı sevmem, rahatsız oldum.
Sonra bok kuyusunun eşyalarının hala benim evimde olduğu aklıma geldi. Sorun arkamdan evimi toparlayacak birilerinin -ki muhtemelen anneciğim yapardı bunu- bulması değil, bok kuyusunun 'biz aslında ayrılmamıştık, ara vermiştik, tekrar dönecekti bana, zamansız gitti böhüüü' diyerek show gecelerinde, blonde bitch girl'lere anlatacağı ajitasyon dolu hayat hikayesinde yer alacak olmaktan rahatsız oldum.
Borcum olduğunu hatırladım, birilerine dert olacak olmasından rahatsız oldum.
Düşüş süresi boyunca yanımdakilerin yaradana yakarışlarını aldırış edemeden, sürekli 'nnannıskim nnannıskim' dememin sebebi de bu rahatsızlıklar olabilir, bilemiyorum. Azze bu, arıza olduğu ingiliz bilim adamlarınca yapılan klinik testlerle kanıtlanmıştır.
Asansör durmaya karar verdiğinde renk atımından şeffaflaştığıma eminim. Yanına bir de diz bağı çözülmesi eklenince, tadından yenmedi. Bayılmak çok kötü bir his, aciz oluyorsun, abuk sabuk hallerde başkalarına bağımlı kalıyorsun. Arkasından gelen ayılmanın verdiği sonsuz rahatlık, reset atılmış olma duygusu olmasa fazlasıyla çekilmez birşey.
Ölüme fazla yaklaşmış olmak olayını evreler halinde yaşadı ve sindirdi bünyem. İlk evresi, olay anında zihinden geçenler ve dilden dökülenlerdi.
Kalp çarpıntımı düzene sokup da tekrar ayağa kalkmayı başarabildikten sonra eve doğru yürümeye başladım. Yürümek/koşmak zaten benim düşünce toparlama yöntemimdir, bu sefer toparlanmaktan çok uzaklaşmıştım, neredeyse kendime ağlayacaktım. Yazması kadar telafuz etmesi de hoş olmayan bir yaşta olduğumu sanırken, aslında ölmek için çok genç olduğumu farkettim. Hiç yaşamadığım çok fazla şey var, yarım bıraktığım da bir o kadar.
Daha önce hiç nasıl bir cenaze töreni istediğimi düşünmemiştim. Biyerlere kayıt bırakmalıyım bir an önce, ki o an bu an sanırım. Azze inanmaz, inanana mani olmaz. Camiyle, hocayla, namazla uğraşmayın. Ha öylesi sizi mutlu edecekse, çok da fazla umursayacak durumda olabileceğimi sanmıyorum. Hayatımın şarkısını dinletin bangır bangır. Ses sistemi kaliteli olsun, albümü de orijinal alın ki çinçin ötmesin zilleri, kulaklarım hassas zira.
Lipstick sürün mutlaka dudaklarıma, vişneli olanından, onsuz yapamam. Uykuya dalabilmem için yüz üstü yatmam gerekiyor, sakın ha sırt üstü değil. Saçlarım yüzüme gelmesin, ama toplamayın da. Kefenden yana derdim yok, orası serbest, siyah-beyaz-gri'den seçebilirsiniz.Yasemin çiçeğini ve yaşlı ağaçları severim. Biline.
İkinci evresi de buydu, yapmadığım için pişman olacağım şeyleri düşündüm uzun uzun, kendimce bir sıralama yaptım. Evren benden yana olursa, yapacağım hepsini.
Üçüncü evre, ki olayın yaşandığı günün sonrası oluyor bu, çevremdeki insanlara söylemek isteyip de söyleyemediğim şeyleri düşünmeye başladım. Aile ve yakın çevre çok kolay geçti, onlara söylenecekler gayet pozitif şeylerdi.
Asıl dert olan, daha doğrusu mutlaka yapmam gereken şey, 1. evrede aklımdan geçenleri çözmek. Ölmek üzere olduğum bir anda aklıma kötü birşey gelmemeli. İşin kötüsü, süre kısa olduğu için birkaç maddeyle sınırlandı, aslında içimde çooook çok daha fazla taş var. Çok kazık yedim, birçoğunu unuttum. Kalan taşları dökmem çok zamanımı alacak.
Ölmek, garip bir üzüntü verdi bana. Derdim dünyadan ayrılıyor olmak ya da bedenimin hareketsiz kalması değil, en yakınından o günün akşamına verdiğim sözü yerine getiremeyecek olmama, ve planlayıp da yapamayacak olduğum daha bir sürü şeye üzüldüm.
Beni kötü anabilecek birkaç kişi var sanırım geçmişimde, önce onlardan özür dilemem lazım.
Daha güler yüzlü olmaya karar verdim, nemrutun biriydi dedirtmeyim arkamdan.
Birkaç zat-ı muhtereme de iki çift laf etmeden gidersem olmaz, onlara öncelik vermek işime bile gelebilir.
Dünya fani, ölüm ani okuyucu kişisi. İçiniz açıldı di mi :)