2.5 senedir bu ofisteyim.
Aynı iş, değişen insanlar.
Bugün bastı artık afakanlar.
Sayılarla, ekranlarla, kullanıcılarla uğraşmak; projenin elde kalmış en eski çalışanı olduğum için görev tanımıma girmese de cevap vermek ve hatta zaman ayırmak zorunda olduğum bir sürü abuk iş; sevgili stajyer direktörümün tutarsız ve mantıksız istekleri; sevgili stajyer direktörümün yönetmeyi öğrenmek için yanına oturttuğunu tahmin ettiğim, ama statüsü, görevi açıklanmamış birinin toplantılarını düzenlemek...
O kadar sıkıldım ki. Herşey aynı, aynı saçmalıkta. Mantık fakiri, tutarsız. Üretim yok. Aldığım paranın hakkını veremiyorum, ama kimse veremiyor, kimse kayda değer birşeyler yapmıyor. Bir ben rahatsızım, öyle garip bir ortam. Niye duruyorum o zaman değil mi? Hak etmiyor olsam da, bu paraya ihtiyacım var, başka yerde bu kadar kazanmam çok zor. Borcum var. Kapandı kapanacak, ama var hala, ekstra bir harcamam çıkmazsa, 7 ay kaldı. Sonra temizim.
Çocukluğum, veteriner hekim olduğumda iyileştireceğim hayvancıkların hayalini kurarak geçti. Sokak hayvanlarına yardım edecektim, bir arsa kiralayıp evsiz sokak hayvanlarının bakımını üstlenecektim. Hayvan oteli açacaktım, tatile giden aileler sokağa bırakmasın köpüşlerini diye. Ben bunları hayal ederken, tek örneği bile yoktu hayvan otellerinin.
Kaç kere bitlendim, bana sorun bit şampuanlarının keskin kokusunu. Onlarca kez evi pire bastı gizlice soktuğum annesiz yavru kedilerden. Belediyenin sokak hayvanlarıyla mücadele ekipleriyle çatışmaya(!) bile girdim. Onlar beni kandıramıyorlardı, adım gibi biliyordum sadece uyuşturmadıklarını. Hala nefret ederim o uniformalardan.
Kim hayalini kurduğu mesleği yapabiliyor ki zaten değil mi? Böyle mi avutayım kendimi?
En azından, yaratıcılığımı kullanabileceğim bir işim olsaydı keşke. Ne bileyim, ben de pazarlama ekibiyle beyin fırtınalarına katılsaydım, metin yazarlarıyla tartışmalara girseydim, çektiğim fotoğraflar basılsaydı dergilere, moda tasarımcısı olsaydım da renklere desenlere yorum yapsaydım. Sayılarla, kodlarla uğraşmasaydım da, deney tüplerim olsaydı, ya da tüp tüp boyalarım.
Ama böyle olmasaydım be, böyle mecburen verilen işle sınırlı kalmasaydım, fikirlerime değer veren bir yöneticim olsaydı. İş yürüseydi, yeni projeler olsaydı, çalışmaktan terleseydik...
İdeal işçiyim de, işverenimi kaybettim...
Seviyore sizi, kalın sağlıcakla!