23 Ağustos 2010 Pazartesi

REHAB 101

Aylar önce, alıştığım çevreden uzaklaşma ihtiyacım olduğunu her hücremin en dibinden hissetmiştim. 

Üstünden ne kadar zaman geçti, kaçma isteği uyandıran sebeplere durmak bilmeden yenileri eklendi.

Ama yılmadım, ve kaçtım.

'REHAB101 Başlamıştır, İlanen Duyurulur.'

Nedir ki bu? 

Öğretim görevliliğini üstlendiğim; tüm öğrencileri biz olan (saygıdeğer ben, odayı dolu gösteren halı); rehabilitasyon nedir, nasıl yapılır, gerekli ekipmanlar nelerdir gibi soruların cevaplarını bulamayacağınız; ancak planlanmış sürenin sonuna gelindiğinde sınıfı güzel bir sırıtmayla terk etmenizi sağlayan bir ders.

Bu derse katılmadan önce yapmanız gereken birkaç şey var. Azcuk kendinizi tanımanız lazım. En çok hoşlanacağınız, ve daha önemlisi en nefret edeceğiniz şeyleri ezberleyin, öyle gelin.

Hoşlanacaklarınızı bilmeseniz de olur ama, konu kendini tedavi etmek iken hoşlanmayacağınız bir ortama girerek bünyeye yeni bir arıza katmanızı istemeyiz.

Bu yüzden, Azze kişisi de yatırdı kendini masaya. Yeşili seviyormuş, suyu seviyormuş, sessizliği seviyormuş, yalnız kalmayı sevmiyormuş ama vıcık vıcık insan kalabılığı en nefret ettiği şeymiş.

Bu verilerden yola çıkarak, en uygun mekanın Amasra olduğunda karar kılındı, biletler alındı. 
Horeeey, savulun geliyorum.

Otobüsten sabahın erken saatlerinde indim, temiz havanın ne demek olduğunu unutmuşum. Solumda miss gibi deniz, ayaklarım yerden kesilmiş, o kadar güzel...

Pansiyonuma gidene kadar iki kankam oldu, köpüşler beni pek sever. 

10 dakika yürüdükten sonra ulaştım pansiyonuma. Hayal kırıklığı yaşamamak için her zaman beklentimi düşük tutarım. Bu sefer de öyle yapmıştım, odama ulaştım, çantamı atıp hemen balkonun kapısını açtım. Burada, bu manzaraya uyanan insan, yaşlanmaz be! Sabah serinliği, aşağıda birbiriyle oynayan köpüşlerin usul hırlamaları, esnaf başlamış kepenkleri kaldırmaya. Güneş ufak ufak öperek ısıtıyor, deniz çağırıyor seni. İki uçta yeşil kaplı yamaçlarla süslenmiş eşsiz karadeniz mavisi, tam karşına baktığında seni karşılayan manzara. Gözünü kapat, çek bir nefes, not al bunu. Vizede çıkar.

Uykumun en tatlı yerindeydim. Denizin ortasında, nefis bir kahvaltı masası. Mis gibi demlenmiş çay, sıcacık kızarmış ekmek, en halisinden zeytinyağı ile hazırlanmış zeytinler, salatalar... Rüyada kahvaltı masası görmek, başladığın kendini iyileştirme seansının sonuç verdiğinin alametidir. Hemen indim pansiyonun karşısındaki Martı Balık Restoran'a. 

Tam da rüyamdaki gibi bir kahvaltı masasıydı beni karşılayan. Günün her öğününde hizmet veren 2 katlı bu restoranın en keyifli yeri denizin kenarına, ve küçücük iskelesine attığı masalarıydı. Altında deniz öyle fışlarken, masadakiler o kadar lezzetliyken... Tonlarca yedim, trilyonlarca yedim.

İkinci ders, sahilde yapıldı. Küçük hareketlerle kumla oynandı. Negatifler atıldı. Güneşle mayıştım, denizle seviştim.

Rehab 101'in en önemli konularından biri de, yeni şeyler denemektir. Hala bakir olabileceğimiz o kadar çok alan var ki? Ben mesela, hiç dalından böğürtlen yememiştim. Nasıl büyük bir zevkmiş meğersem...

Hiç denizden dayak da yememiştim. Az önce dedim ya, denizle seviştim diye, yalan o. Kızıp da bana yine aynı şeyleri yapmasın diye yaranmaya çalışıyordum ama, bunu açıklamazsam olmaz. Karadenizin şakası yokmuş, alır seni yerden yere vururmuş, çıktığında bacakların kan revan içinde kalırmış. 

Şimdi, rehab 101'e ihtiyacı olmayıp da, sadece Amasrayı merak edenlere, benim aldığım notlar böyle:

- Amasranın tablo gibi salataları meşhurdur. Sadece görsel olarak değil, ayrıca malzemeleri açısından da en iyisini ancak burda bulabilirsiniz. Ot her yerde ot diyeninize, otur sıfır!
- Servise hazırlanmış masayı bozmaya kıyamadığınız için yemekleriniz soğuyabilir.
- Balığının ve salatasının yanına, ballı fındıklı/cevizli manda yoğurdu eklenebilir.
- Halkı ve esnafı hayvanları sever. Yoğunluk cins köpeklerdedir, bunu sırasıyla kediler ve ördekler takip eder.
- İlle de alışveriş diyenler için, çoğunlukla ahşap ürünlerin bulunduğu, kurcalamalık kıvırzıvırla dolu dükkanlardan oluşmuş bir çarşısı var.
- Şehir; büyük ve küçük liman olarak iki bölümden oluşuyor. Restoranlar ve barlar küçük limanda.
- Ramazandan olabileceğini düşündüğüm, tam tadında bir sakinliği var. Kalabalık değil, ama bomboş da değil.
- Gayet rahat tek başınıza tatilinizi geçirebilirsiniz. 

Giderseniz, mutlaka Martı Balık Restoran'a uğrayın. (Küçük Liman Caddesi No:15/A Amasra 0378 3153465) Titizliğinden ve mükemmeliyetçiliğinden emin olduğum, damak tadı için kilometrelerce yol gitmekten zevk alan bir tanıdığım işletiyor burayı.


İşin özü, bu kendini dinleme ve iyileştirme seansı, çok güzel bir yerden başladı. Önümüzdeki haftasonu da başka bir yere kaçacağım. Varsa öneriniz?