Ayrı bir havası oluyor topuklu ayakkabıların. Görüntüsünden mi, yüksekliğinden mi, sesinden mi bilemiyorum ama... Çözülememiş bir şekilde, topuklu ayakkabı üzerindeki hatun kişi, neon ışıklı eczane tabelası gibi, uzaktan seçilir.
Mağaza vitrininde bile izlemesi hoş olan bu meret, kadın davranışıyla da birleşince ölümcül bir silah olabiliyor bence. Var mıdır topuklu ayakkabıdan hoşlanmayan erkek kişisi? Varsanız da azsınızdır. BDSM tutkunlarının da oyunlarını süsler yüksek ve sivri topuklar.
Yaptığım kısa anket çalışmasında kadınlardan aldığım cevaplara göre - ki evet ben de bu cevaplara sonuna kadar katılıyorum - topuklu ayakkabı bacaklarını, poponu, duruşunu mükemmel gösterir. Olduğundan daha yüksekten baktığın için dünyaya, eksik olan (!) dominasyonun tamamlanır.
Çalışmaya katılan erkeklerden en ciddi cevabı vereni paylaşmak istiyorum: 'Güzelliğin bir bedeli olmalı. Daha güzel görünmek doyumsuzluğuna sahip kadınların ödediği bedeldir topuklu ayakkabı, ve beraberindeki acı. Oysa güzellik topukta değil, kadındadır. Bir bakış bile yeter, yeri gelir.'
Sayılabilecek daha çok madde varken, bu kadarı için bile, kadınların çoğu bu silahı kullanır.
Bacakların, bileklerin güzelse, ördek gibi yürümüyorsan stilettoların üstünde, ayaklarındaki ağrıları yüzünden geçirmeyebiliyorsan, moda olanı değil de yakışanı giydiysen süper, aferim.
Ama yürümeyi beceremiyorsan, üç adımdan birinde gaaarç diye bir ses dinletiyorsan bize, ayakların çirkinse, kaval kemiğin kadar uzun bir sivri burun seçtiysen, her bulduğun fırsatta -ayağını dinlendirmek için- çıkarıp ayakkabını parmağının ucunda sallıyorsan, iç bükey / dış bükey / bişekil bükey oluyorsa topukların hatalı kullanımdan ötürü, e yazık ama bize de, otur, sıfır.
Bir de çakma topuklu ayakkabılar var ki - dolgu topuk deniyor - dişilik namına hiçbir belirti taşımayan, tamamen boy uzatma amacına yönelik üretildiğini düşündüğüm, ve hatta külliyen piyasadan kaldırılıp kullanımının yasaklanmasını hak edecek kadar gereksizlerdir. Müessesenin düşünce yapısına ters, ve bir o kadar da itici duran birşey bence. Iyk ayheyt dolgu topuk.
İş dünyasında da, tıktık topuk sesi duyulan kadına daha bir temkinli yaklaşılır. Gerçi, bu yaklaşım şeklinin kadının kırıtma ve boncuk dağıtma katsayısına göre değişiklik gösterdiği de gayet rahat söyleyebilirim.
Yakın zamanda birebir gözlemlediğim bir olaydır bu. İki gün arayla, aynı katılımcılara sahip iki toplantıdan ilkinde kullanımı rahat babetlerimle söylediklerimin dinlenme oranı %70 iken; oturduğum yerde bile canımı acıtan caaanım yüksek topuklularımla katıldığım toplantıda bu oran %100lere çıktı, hatta not bile tutuldu. Hayır, daha güzel hissettiğim için kendime güven artışının beraberinde getirdiği bir başarı olamaz bu, konu kapanmıştır (yoo hala ayağımda değil o ayakkabılar)
Ayrıca, 6cm altına da topuk demem, bu böyle biline!
img src= http://theshoegirl.blogspot.com