11 Kasım 2010 Perşembe

Yeni bir hayat, böyle başladı.

Son bir sigara yaktı kadın,

En sevmediği koltuğuna oturdu, en sevdiği köşeyi uzaktan izlemek için.

Ağır ağır içti sigarasını. İçerken de süzdü göz ucuyla havada uçuşan tırnakları. Derisinin altından çıkardığı yabancı tırnakları. Yıllardır kaçıyordu onlardan, arada güçsüz düşmesini fırsat bilenlerin pençelerinden kalan hatıralardan. Bakışlarında olmasını beklediğiniz hüzün yoktu. Aksine, hınzır bir gülümseme vardı dudağının kenarında. Dalga geçiyordu, alay ediyordu.

     - Bu kadar mıydı elinizden gelen? Bakın! Hala ayaktayım! Ama eksilen sizin tırnaklarınız...

Bir büyücünün kudretiyle kalktı yerinden, 'Eeeh!' dedi, 'Düşün artık yakamdan!'

Yaktığı son sigarasından çektiği son nefesle beraber, uçuşan herşey kaybolmuştu.

Açtı bütün camları, ayininden kalanları atmak için dışarı. Ciğerlerinde kalan son nefesi de verdi, acıtan anılarıyla vedalaştı.

En sevdiği renklerle makyaj yaptı, en sevdiği kıyafetlerini giydi. En sevdiği köşesine oturdu. Ayaklarının ucundan damlıyordu özgüveni, huzuru ve mutluğu.


Ve yandı yeni hayatının ilk sigarası...

'Evet' dedi dış sese. 'Evet seninim artık.'

Dış ses kim miydi?


Ayinde sigarayı yakandı, camlardan lodosu doldurandı, dipte gezmekten yorulandı, gülerken burnu sızlayan, figüran olmaktan sıkılandı. Alıp götürendi etraftaki tüm bulutları. Yeni hayatında ilk yakandı, kadının sigarasını.




Şimdi kadın, rüzgarın tadını aldı.

  
    - Bunca günden sonra, damağımda hala senin tadın vardı.



Tam zamanında, pek hoş geldin Sevgili. Yerin zaten hazırdı.








img src: Fabian Perez