///arşivden
Pek romantik takılıyorum bu günlerde,
Hava durumu da benden yana hani,
Ilık rüzgar, mis güneş... Teheeey diye salına salına çıkıyorum her sabah evden. Sakin adımlarla yürüyorum plazama.
Yine böyle güzel bir sabahtı işte. Ay böcük ne güzelmiş, ay burda da kediş varmış dur biraz seveyim, diye giderkeeen....
Taaak, bi şi düştü kafama. Nasıl canım acıdı anlatamam. Hanımefendi kimliğimi bozmaya ramak kalmıştı. Saniyenin onda biri sürede gözlerimden şimşekler çıkararak taradım etrafı, kafamı acıtan şey neydi, kim atmıştı niye atmıştı. Aynı esnada, sıralıyordum bildiğim en güzide küfürleri kafamdan ki saldırının kaynağını tespit ettiğim anda fazla vakit kaybetmeden döktüreyim diye.
Derken bir ses daha geldi ve önüme bir ceviz düştü. Karga mıdır kuzgun mudur albatros mudur ejderha mıdır ne olduğunu bilemediğim kirli suratlı koca bir kuş, kafamda kıramadığı cevizi alıp yükseldi, iki adım önüme tekrar bıraktı. Sonra da inip tıkır mıkır yemeğe başladı ceviz içini, yan gözle de postasını koymayı ihmal etmedi.
Anlatırlardı da inanmazdım. Ceviz çalmış biyerden, yiyebilmek için de yüksekten bırakarak kırıyor.
Yeterli yükseklikten kuşbakışı aşağı bakarsanız, ceviz kırmaya asfalttan daha müsait alan olarak azze'nin tepesi görünürmüş, onu anladık.
Kafam kırıldı ama benim!
/// Yazıda kullandığım görsel için yarım günümü harcadım, ve bunun için bana para da ödediler. Mesai bitiminde amacıma ulaşmış olsaydım mutlu olabilirdim. Benden daha iyi didikleme yapan bir Sevgili'm olduğu için de şanslı sayıyorum kendimi. Bu görsel olmadan, yazı hep taslakta kalacaktı.
/// Görseldeki haylaz kargayı hatırlayıp da yaşınızı belli etmeyiniz :)
Seviyore sizi, kalın sağlıcakla!