28 Ocak 2011 Cuma

Özledim.

Bugün uyandığımda fark ettiğim birşey.

Bir duyguyu özlemişim, hem de çok. Özlemişim de fark etmemişim.

'İstanbul'da kar bekleniyor' haberi ilk yayınlandığından beri, yaklaşık 3-4 haftadır, her sabah alarmım çalmadan yarım saat önce uyku arasında elimi uzatıp hemen yanımdaki camın buğusunu siliyorum. Bir umut dışarı göz atıyorum sonra, belki çatıları beyaz görürüm diye. Bugün de yağmamış diye tekrar uykuya dalıyorum, üzüntü ve muz kabuğu...

Ankara'da büyümenin ruhuma kattığı bir özlem bu belli ki. Güzel olurdu Ankara'nın karlı kışı.

Çok severdim herkesten önce uyanıp da karın verdiği o tarif edilemez sessizlikte ve temizlikte yürümeyi. Aldığım soluğun her molekülünü hissederdim. Yürüdükçe gıcırdayan botlarım, garip kar sessizliğinin kulaklarımdaki basıncını azaltırdı. Beyazın gözlerime verdiği acı hele, o bile hoşuma giderdi.

Yanıma iki dilim kuru ekmek almayı akıl ettiysem daha mutlu olurdum. Ufalayıp bırakırdım korunaklı bir köşeye. Uzaklaşıp beklerdim, kardaki bidik ayak izlerinin sahipleri serçeleri. Tüm kırıntılar bitene kadar ağızlarındaki lokmayla uçup yükselmelerini.

Karda arınmayı özlemişim ben, hem de çok...