Toplanmışlar bi kaaveye, çağırmışlar beni.
Davete icabet etmemek olmaz diye, düştüm yollara. Biraz erken gittim belirttikleri saatten. Bir ağacın arkasına çöktüm ve gizliden izlemeye başladım onları. Amacım; benimle neden görüşmek istediklerini bir kenara bırakın, varoluş amaçlarını bile anlayamadığım bu topluğu biraz daha tanımaktı içlerine girmeden.
Kimisin ağzında sigarası, kimisi sallar tesbihi. Nargile tüttürenler mi dersin, tavla oynayanlar mı. Bir kısmı da oturmuş, biri anlatıyor, diğerleri gülüyor yüksek kahkahalarla.
Hepsinin kıyafeti aynı, siyah ceket, jilet gibi ütülü bembeyaz gömlek. Ağızları bir kılıç gibi uzun ve keskin, savaştan yeni çıkmış gibi kıpkırmızı. Saçlar, itinayla taranmış ve yapıştırılmış geriye.
'Beheeey bre ağalar!' diye zengin bi giriş yaptım kaaveye, ağır ve kocaman adımlarla. Hepsi bir anda bana çevirdi kafalarını. O an farkettim ki, yüzleri de birbirlerinin kopyasıydı. Tehditkar görünmüş olacağım ki bir kaçı silahlarına davrandı. Gerilme dedim yeğen, haber göndermişiniz beni görmek istemişiniz.
İş açıklığa kavuşunca tam orta yerden bir sandalye boşalttılar bana, gittim oturdum. Asırlardır dünya üzerinde gibiydi bu sandalye, ek yerlerinden çıkan gıcırtılara bakılırsa.
En yaşlıları geldi, beni neden çağırdıklarını anlattı. Yorulmuşlar. Bu sene havada görünme işini birine devretmeye karar vermişler. En uygun kalamiticeyn de ben mişim.
'Yalnız yiğitler' dedim, 'ben sizin gibi uçarak yapamam bu işi, kendi yöntemlerim var.'
Bu sene havada leylek aramayın, yıllık seyahat sıklığınızı belirleyen batılınız artık beni yolda görünce olacak. Biz ağalarla anlaştık, Hergele ve Azze bu görevi teslim aldı.
Azze nasıl kendi kendini yazmaktan bezdirir diye bir soru sorulduysa biryerlerde, ahan da cevabı bu yazıdadır. Alt tarafı bir gezi yazısı yazacağım arkadaşım, bu ne çenedir bu ne geyiktir, bezdim vallahi.
Perşembe sabah ankaradaydım, cuma akşam istanbulda, cumartesi sabah pendikte, öğleden önce yalovada, öğlen gemlik civarında, öğleden sonra bursada, akşama doğru da 'Bursa Enduro Festival Alanı'ndaydım. İki teker üstü uzun yol, ölmeden yapılacak yüz şeyden biri olmalı bence.
Yok, gezi yazısı böyle olmaz, olmadı. Cumartesi yapacağım saroz gezisini ya da ay sonundaki Eskişehir Emok'u yazarım artık :P
Seviyore sizi, kalın sağlıcakla!