İlk okula giderken ev ile okul arası yolumda bir kırtasiye vardı. Yumoş kırtasiye.
Çok fırça yemişimdir annemden, Yumoş kırtasiyenin vitrininden saatlerce içeriyi seyrederek geç kaldığım için. Okulların açılmasını iple çekerdim hatta, kırtasiye alışverişi yapacağımız için.
Renk renk kalemler, kokulu silgiler, havalı çantalar, defterler, defter kapları, etiketler... Şanslıydım çünkü hem bu güzellikleri satınalmadan yerinde inceleyebiliyor hem de makul fiyat aralığında içlerinden istediğimi seçebiliyordum. Her bir parça için ayrı heyecanlanıyordum, haliyle kıymetleri de mutlulukları da üst düzeyde oluyordu.
İlk kez mıknatıslı kalem kutularının çıktığı sezonu hatırlıyorum, allahım ne şaşırmıştım. Hem çift taraflı, hem yanında kendinden kalemtraşlı, vauuuv!
Şimdilerde marketlerde bile bulabiliyorsunuz, üstelik çeşit de çok fazla. Kırtasiye reyonundan geçerken birçoğunuz en az benim kadar heyecanlanıyorsunuzdur tahmin edebiliyorum. Şimdiki çocuklar da çok şanslı, çeşit çok, erişim kolay.
Erişim kolay?
Herkese kolay değil işte. En unutulan köyleri düşünün, çok uzaklara gitmenize gerek yok, burnunuzun dibinde bile bulabilirsiniz.
Yakın zamanda karşıma çıkan da böyle bir dünya işte. Coğrafi konumlarından, şehre uzaklıklarından, maddi durumlarından ve yaşamsal önceliklerinden ötürü mecburen bu zevke uzak olan bir okul dolusu ışıl gözlü yavrucak için bir yardım çağrısı. Üzülüyor insan herkesi aynı şansa sahip görmeyince. En azından ben üzülüyorum, birşeyler yapmak istiyorum.
Elimden gelen küçük bir koli doldurmak sadece. Boyalar, kalemler, silgiler... İmkanım olsa da her sene yetişebilsem keşke daha fazlalarına.
Siz de isterseniz bu yardım isteğine el uzatmak, bir mail atın konuşalım.
Seviyore sizi, kalın sağlıcakla...