Elimdeki işi normal teslim süresinden erken bitirmemden aldığım hızla birşeyler yazayım dedim.
Ha ha! Yeni birşey öğrendim evet; erken bitirdim dersem kimse aferin demiyor. Bu yüzden kendi alın terimle kazandığım zamanımı yine kendime hediye ediyorum, itirazı olan? Güzel.
Geçtiğimiz günlerde Ankara'daydım. 27 sene yaşadığım evdeydim. Biraz garip şeyler hissettim bu sefer. Sanki hiç orada olmamışım gibi yabancıydım kendi odama, ama bir o kadar da benimdi yattığım yerden gördüklerim. Siz de hissetmişsinizdir eminim benzer duyguyu. Hani tatile çıkarsınız ya da başka bir sebeple mecburen her zaman alışık olduğunuz yerden farklı yerde uyursunuz. Uyku arasında gözünüzü araladığınızda kapının, pencerenin yeri farklıdır ve yavaş yavaş idrak edersiniz ya yabancı bir yerde olduğunuzu. Öyle birşeydi işte hissettiğim, herşey çok yabancıydı ama yabancı bir yerde değildim. Çocukluğumun, gençliğimin geçtiği odadaydım.
Döneceğim sabah, biraz erken uyandım. Yattığım yerden baktım etrafıma. Annem olabildiğince korumuş benim düzenimi, dile getirmese de herşeyden vazgeçip evime dönmemi çok istiyor belli ki. Çalışma masamda son finalime hazırlanırken aldığım notlar bile duruyor. Ne işe yaradığını hatırlamadığım bir sürü formül yapıştırmışım renkli post-it'lerle...
3 metrekarelik odada hobi köşesi ayırabilmişim kendime. Boyalar, fırçalar, donmuş vernik kavanozları, yapıştırıcılar, kesiciler, deliciler, birkaç parça ham deri, aliminyum ve pirinç tabakalar. Tamamlamaya fırsat bulamadığım puzzle... Neler de yapmışım, nelerle uğraşmışım.
Şimdi koca bir evdeyim, ve bulamamışım kendime böyle bir köşe. Yok, bir engel olduğundan değil. Tembelliğimden sırf. Zaten uzun süre kendi kendime birşey üretmedim İstanbul'a taşındığımdan beri. Hep zaman öldürdüm, hep oyun oynadım, hep bilgisayar başındaydım.
Yeni yeni başladım birşeyler yapmaya. Küçük sayılamayacak bir kutum var. İçinde birkaç renk boya ve fırça, ve başka farklı malzemeler. Sevdiceğim sağolsun, hatırlattı bana birşeyler üretmenin ne kadar zevkli olduğunu.

Annem için yaptım, ağladı. Beraber ağladık. Kırışıklarında gezdirdi parmaklarını: '30 sene önce yapabileydik keşke bunu'.
Malzeme tanıma sürecindeyim bu aralar. Görseldekiler de ilk denemelerim. Boyasıyla, aksesuarıyla, malzemesiyle biraz profesyonelleştirmek istiyorum bu işi, eşe dosta çok kıymetli bir armağan olacağına eminim.
Hoşgörün beni bu aralar, yazmaya aç olduğum için toparlamakla uğraşmıyor daldan dala atlıyorum. Oturur zamanla...
Seviyore sizi, kalın sağlıcakla.