5 Nisan 2012 Perşembe

Yaşam, ne acaipsin.

Bahardan falan değil.

Algım değişti bu aralar.

Yaşam denen şey ne acaip. Daha önce yüzlerce kez yürüdüğüm sokakta hiç farketmediğim şeyler görüyorum. Havanın soğuğuna, pisine inat iki kaldırım taşı arasından kafasını uzatacek bir delik bulabilmiş kendine, bir de utanmadan çiçeklenmiş.

Dün öğlen aldığım ve öylesine bir peçetenin üzerinde ıslattığım keten tohumları üzerinden yirmidört saat geçmeden filizlenmeye başlamış. Bir peçete ve birkaç damla su ile her biri kendinin onlarca katı besin taşıyan formlarına dönüşecek. Yeterince sabırla gözlerimi ayırmadan baksam, gerçekten büyüdüklerini görebileceğim gibi geliyor.

Yaşamın özü bu kadar kolayken, bu kadar az şeye ihtiyaç varken yeşermek için, kendime kızdım. Hiçten sebepleri atlayamayıp çok fazla bocalamışım. Oysa basitliğe odaklansaymışım belki de keten tohumunun serüveni gibi yeşerir, çiçeklenirmişim.

Hiçbir şey için geç değil tabi ki. Ademoğlu, dönem dönem aydınlanır, her zaman yenisini öğrenir.

'Bitki'sel yaşama merak sardığımdan geldi bu keten tohumu denen mucizeyi yeşertmek aklıma. Büyük bir kısmının çiçeklenmesini beklemeyeceğimi söylemem yanlış olmaz. Zira aklımda minik yaprakları çıkmak üzereyken toplayıp limonla tuzla yemek var.

Ademoğlu, vahşisin.

Seviyore sizi, kalın sağlıcakla.