18 Temmuz 2011 Pazartesi

Komtanlık zor zanaat

Naber Genç,

Ben Komutan Dizel, adımın geçtiği yerler oldu, duymuşsundur. Duymadıysan da, işte sana fırsat. Her ademoğluna nasip olmaz 'duymak'.

Son zamanlarda yaşadığımız gezegenler arası taşınma işlerinden hayli yoruldum. Sadece taşınmayla bitmedi işim. İki şuursuz şapşal sakarın yaşamlarını devam ettirecek eğitimi de vermem gerekiyor bir yandan, ki en yoran kısmı bu. Hele o yeni ekilen çam ağaçlarını gübreleme işi yok mu. Çömel kalk, çömel kalk kas yaptı bacaklarım vallahi.

O değil de, yetişkinler sorun yaşamazsın zaten diye yolladılar beni bu aptilerin yanına, aylardır bir arpa boyu yol kat edemedik ona yanıyorum. Biri durduk yere elinde ip gibi bişeyle dans etmeye başlar, öbürü güya beni eğlendirmek için yerlerde yuvarlanır. Hiç adam olmayacak bunlar, ama yılmadan devam edicez mecbur, ana görevimiz bu.

Bu ana görevin yanında yan görevlerim de var. Malum taşınma olayından sonra yaşamaya elverişli bir habitat kurmak ve bunun düzenli bakımını ve kontrolünü yapmak. Ama allah sizi inandırsın, bu iki zibidi beni o kadar yordu ki mecburen yardımcı bulmaya karar verdim. Günlerdir hava kararında tekrar aydınlanana kadar özel donanımım ile ultrasonik sesler çıkararak diğer komutanlarla irtibata geçmeye çalışıyorum. Cumartesi akşamı sonunda çağrıma cevap aldım da, Çavuş Zıpır yardımcı olmayı kabul etti.

Görevimiz, maçka parkındaki ağaçların durumunu kontrol etmek, müdaheleyi gerektirecek bir durum varsa bunu tespit edip çevre birlikleri alarm durumuna geçirmekti. Bulunduğumuz mevkiden görev yerine 4 ayak ile ulaşmamız hava muhalefeti nedeniyle biraz zor görünüyordu. Hava aşırı sıcaktı ve kızıl ötesi sinyalleri analiz edebilmek için ademoğluna kürk gibi görünen bu küçük alıcılara ihtiyacımız vardı.

Çavuş Zıpır, itiraf edeyim ki kendinden beklenmeyen bir şekilde gözetimindeki gençleri uzay kapsülü ile maçka parkına seyahate ikna etmişti, geçerken bizi de aldılar.

Parka ulaştığımızda önce Çavuş Zıpır'la etrafı kontrol ettik:








Herşeyin normal göründüğünden emin olduktan sonra benim görevim başlamıştı. Örnek olarak seçtiğim bir çam ağacının köklerini kontrol edecektim. Şanslıydım ki benden önceki kontrol vardiyasında görevli askerlerin açtığı sığınma çukuru tam da bu ağacın altındaydı:









Ölçüm yapmak için yakın çevreden bulduğum, artık yaşamayan bir ağaç parçasını kullandım:













Tam işimizi bitirecekken Çavuş Zıpır'ın nazar boncuğu süsü verilmiş alarm madalyonu tanımlanamayan bir askerin yaklaştığı haberini verdi:











Bu asker de benim gibi dişiydi, ve birinin ona buraların asıl prensesinin kim olduğunu öğretmesi gerekiyordu. Komutan olmak böyle zor bir iş işte:











Herşey sakinleşince derin bir oh çektim ve el emeğim göz nurum çam ağaçlarımın altında işte bu pis gülümsemeyle serinlettim kendimi:



Hayat güzel Genç!